|
|||||||
| Peygamberim Efendim s.a.s O'nu Anınca başka söze ne hacet.. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu seçenekleri | Konu görünümü |
|
|
#1 (permalink) |
|
~fOßidik^n qüLü~
![]() Üyelik tarihi: Mayıs 2009
Mesajlar: 1,371
|
Peygamber Efendimizin Duaları
Peygamber Efendimizin Dualarıİsm-i Azam ve Esma-ül Hüsna Duaları - 1 ـ1ـ عن بريدة رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]سَمِعَ النَّبىُّ # رَجًُ يَقُولُ: اللَّهُمَّ إنِّى أسْألُكَ بِأنِّى أشْهَدُ أنَّكَ: أنْتَ اللّهُ َ إلَهَ إَّ أنْتَ ا‘حَدُ الصَّمَدُ الذى لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفْواً أحَدٌ، فقَالَ: وَالَّذِى نَفْسِى بِيَدِهِ لَقَدْ سَألَ اللّهَ بِاسْمِهِ ا‘عْظَمِ الَّذِى إذَا دُعِِىَ بِهِ أجَابَ، وَإذَا سُئِلَ بِهِ أعْطَى[. أخرجه أبو داود والترمذى . Hz. Büreyde (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir adamın şöyle söylediğini işitti: "Allah'ım şehâdet ettiğim şu hususlar sebebiyle senden talep ediyorum: Sen kendisinden başka ilah olmayan Allah'sın birsin samedsin (hiçbir şeye ihtiyacın yok her şey sana muhtaç) doğurmadın doğmadın bir eşin ve benzerin yoktur." Bunun üzerine Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular:"Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin olsun bu kimse Allah'tan İsm-i Âzamı adına talepte bulundu. Şunu bilin ki kim İsm-i Âzamla dua ederse Allah ona icâbet eder kim onunla talepde bulunursa (Allah ona dilediğini mutlaka) verir." [Tirmizî Daavât 65 (3471); Ebû Dâvud Salât 358 (1493).]AÇIKLAMA: 1- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) burada dua ederken İsm-i Âzam şefaatçi yapılarakistendiği taktirde Cenâb-ı Hakk'ın isteneni vereceğini ifâde buyuruyor. Müteâkiben göreceğimiz üzere (1974 numaralı hadis) Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Bunlardan biri İsm-i Âzâm'dır. İsm-i Azâm'ın hangisi olduğu kesin şekilde belirtilmemiştir.2- Tîbî demiştir ki: "Bu hadis delâlet eder ki: "Allah'ın bir İsm-i Âzam'ı var o şefaatçi yapılarak dua ederse icâbet eder ve o isim burada mezkurdur. Keza hadiste: "Allah'tan başka şeylerden yüz çevirerek tam bir ihlâsla zikredilen her isim İsm-i Âzam'dır zira harflerin birbirine karşı farklı bir şerefi yoktur" diyenlere de hüccet vardır. Başka hadislerde de benzer şeyler zikredilmiştir. Onlarda bu hadiste bulunmayan isimler de mevcuttur. Ancak hepsinde "Allah" kelimesi mevcuttur. Bu durumdan hareketle İsm-i Âzam'ın "Allah" lafzı olduğuna hükmedilmiştir."3- Hadiste dua etmekle istemek (talepte bulunmak) arasında bir tefrik yapılmamaktadır. Buna göre kulun: "Falanca şeyi bana ver" sözü onun istemesi taleb etmesidir. Dua ise kulun nida ederek "Ey Rabbim! diye seslenmesidir. Rabb Teâla bu seslenmeye: "Lebbeyk ey kulum (ey kulum söyle ne istiyorsun?" diye cevap verir.Bu durumda kulun istemesine mukabil Rabb'in vermesi (îta etmesi) vardır. Şu halde dua ve isteme arasında belirtilen bu fark mevcuttur. Bu ince farkın her zaman gözetilmeyip birinin diğeri yerine kullanılması da câizdir vâkidir. Nitekim Tîbî der ki: "Duaya icabet dua edenin duayı kabul edenin yanında bulunduğuna delâlet eder bu da îtanın (vermenin) hilâfına ihtiyacın yerine getirilmesini tazammun eder. Şu halde ikincisi daha üstündür."Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17İsm-i Azam ve Esma-ül Hüsna Duaları - 2 ـ2ـ وعن محجن بن ا‘درع رَضِىَ اللّهُ عَنْه قال: ]سَمِعَ النَّبِىُّ # رَجًُ يَقُولُ: اللَّهُمَّ إنِّى أسْألُكَ بِاللّهِ ا‘حَدِ الصَّمَدِ الذى لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدُ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفْواً أحَدٌ، أنْ تَغْفِرَ لِى ذُنُوبِى إنَّكَ أنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ، فقَالَ: قَدْ غُفِرَ لَهُ، قَدْ غُفِرَ لَهُ[. أخرجه داود والنسائى . Mihcen İbnu'l-Edra' (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir adamın: "Ey Allah'ım bir ve samed olan doğurmayan ve doğurulmayan eşi ve benzeri de olmayan Allah adıyla senden istiyorum. Günahlarımı mağfiret et sen Gafûrsun Râhimsin!" dediğini işitmişti hemen şunu söyledi:"O mağfiret edildi. O mağfiret edildi. O mağfiret edildi!" [Ebû Dâvud Salât 184 (985); Nesâî Sehv 57 (3 52).]Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17İsm-i Azam ve Esma-ül Hüsna Duaları - 3 el-Aliyyu ![]() el-Kebîru ![]() el-Hafîzu ![]() el-Mukîtu ![]() el-Hasîbu ![]() el-Celîlu ![]() el-Kerîmu ![]() er-Rakîbu ![]() el-Mucîbu ![]() el-Vâsiu ![]() el-Hakîmu ![]() el-Vedûdu ![]() el-Mecîdu ![]() el-Bâisu ![]() eş-Şehîdu ![]() el-Hakku ![]() el-Vekîlu ![]() el-Kaviyyu ![]() el-Metînu ![]() el-Veliyyu ![]() el-Hamîdu ![]() el-Muhsî ![]() el-Mubdiu ![]() el-Muîdu ![]() el-Muhyi ![]() el-Mümîtu ![]() el-Hayyu ![]() el-Kayyûmu ![]() el-Vâcidu ![]() el-Mâcidu ![]() el-Vâhidu ![]() el-Ahadu ![]() es-Samedu ![]() el-Kâdiru ![]() el-Muktediru ![]() el-Muahhiru ![]() el-Evvelu ![]() el-Âhiru ![]() ez-Zâhiru ![]() el-Bâtinu ![]() el-Vâli ![]() el-Müte'âli ![]() el-Berru ![]() et-Tevvâbu ![]() el-Müntekimu ![]() el-Afuvvu ![]() er-Raûfu ![]() Mâliku'l-Mülki Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm![]() el-Muksitu ![]() el-Câmiu ![]() el-Ganiyyu ![]() el-Muğnî ![]() el-Mâni' ![]() ed-Dârru ![]() en-Nâfiu ![]() en-Nûru ![]() el-Hâdî ![]() el-Bedîu ![]() el-Bâki ![]() el-Vârisu ![]() er-Reşîdu ![]() es-Sâbûru." *) İsimleri bu şekilde sâdece Tirmizî saymıştır.Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17ـ1ـ عن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كانَ رسولُ اللّهِ # إذَا كَبَّرَ لِلصََّةِ سَكَتَ هُنَيَّةً قَبْلَ أنْ يَقْرأَ، فَقُلْتُ يَا رسوُلَ اللّهِ : بِأبِى أنْتَ وَأُمِّى سُكُوتَكَ بَيْنَ التَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةِ مَا تَقُولُ؟ قَالَ: أقُولُ: اللَّهُمَّ نَقِّنِى مِنْ خَطَايَاىَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ ا‘بْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ. اللَّهمَّ اغْسِلْنِى مِنْ خَطَايَاىَ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ[. أخرجه الخمسة إ الترمذى، وهذا لفظ الشيخين.زاد أبو داود والنسائى في أوَّله: ]اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِى وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَعَدْتَ بَيْنَ المَشْرِقِ وَالمَغْرِبِ[ . 1. (1795)- Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaz için tahrîme tekbirini alınca kıraate geçmezden önce bir müddet sükût buyurmuştur. Ben:"Ey Allah'ın Resûlü dedim anam babam sana feda olsun tekbir ile kıraat arasındaki sükût esnasında ne okuyorsunuz?" Bana şu cevabı verdi:"Ey Allahım beni hatalarımdan öyle temizle ki kirden paklanan beyaz elbise gibi olayım. Allahım beni hatalarımdan su kar ve dolu ile yıka" diyorum." [Buhârî Ezân 89; Müslim Mesâcid 147 (598); Ebû Dâvud Salât 123 (781); Nesâî İftitâh 15 (2 128 129).]Ebû Dâvud Nesâî (ve Buhârî'nin) rivâyetlerinin başında şu ziyade vardır: "Allahım benimle hatalarımın arasını doğu ile batının arası gibi uzak kıl."AÇIKLAMA: 1-Normalde çamaşırın temizliği için sadece su kullanıldığı halde hadiste bir ve buzun da zikri âlimler tarafından farklı yorumlara tâbi kılınmıştır ancak hepsi de neticede maksadın mübalağalı şekilde ifâdesinde birleşirler.Mesela Hattâbî der ki: "Kar ve dolunun zikri te'kîd içindir. Zîra bunlar zaten elle dokunulmayan temizlikte de kullanılmayan iki sudur."İbnu Dakîku'l-Îd der ki: "Böyle denmekle âzamî derecedeki temizlik ifâde edilmiştir. Zîra üzerinden üç ayrı temizlik maddesi geçen elbise tertemiz olur. Mamafih bunların her birinden maksadın mecaz olması da mümkündür. Yani onlarla kiri kaldıran sıfat kinâye olunmuştur tıpkı şu âyette olduğu gibi: وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْلَنَا وَارْ حَمْنَا "Rabbimiz bizi affet bize mağfiret et ve bize merhamet et..." (Bakara 285).Tîbî de buna işareten der ki: "Sudan sonra kar ve buzun da zikrinden maksad afdan sonra rahmet ve mağfiretin bütün envâını -pek şiddetli olan cehennem azabının harâretini söndürmek için- taleb etmektir."Hadîsin Abdullah İbnu Ebî Evfâ tarafından Müslim'de kaydedilen rivâyetinde suyun soğukluk kaydıyla zikri de bu mânayı te'yîd eder. Böylece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hataları -ateşe girmeye sebep olmasından ötürü- cehenneme benzetmiş ve onun söndürülmesini de yıkamaya teşbîh buyurmuş söndürme işinde söndürücülerin hepsini sudan başlayarak en soğuğuna varıncaya kadar zikretmekle üslûbda mübalağaya yer vermiştir.Türbüştî der ki: "Bu üç şeyin betahsis zikri bunların semâdan inmeleri sebebiyledir."Kirmânî der ki "Bu üç duada üç vakte işaret edilmiş olma ihtimali de vardır. Uzaklaşma istikbâle temizlik hâl-i hâzıra yıkama geçmişe işarettir."İbnu Hacer der ki "Bu durumda istikbâlin önce zikri husûle gelecek olanın def'ine gösterilecek ihtimam vukua gelmiş olanın ref'inden önce olduğu içindir." Yani günah işleyip sonra da affıyla uğraşıncaya kadar öncelikle günah işlememeye gayret gösterilmelidir.2-HADİSTEN ÇIKARILAN BAZI HÜKÜMLER Hadisten tahrîme tekbiri ile kıraat arasında dua okumanın meşrû olduğu hükmü çıkarılmıştır. Ancak İmam Mâlik bu hükme katılmamıştır.İmam Şâfiî ve başka bâzıları bu hadise dayanarak namazda Kur'ân'da olmayan bir şeyle dua etmenin câiz olduğuna hükmederler. Hanefîler bu görüşe katılmazlar.* Hadis Ashâb'ın Rusûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı hareket sükûn gizli açık bütün ahvâliyle tesbit edip dini en mükemmel şekliyle muhafaza ettiklerini göstermekte bu hususta muknî bir örnek sunmaktadır.Bazı Şâfiîler kar ve dolunun temizleyici olduklarına bu hadisten delil çıkarmışlardır.Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17Namaz DuaLarı - 2 ـ2ـ وعن ابن عمر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُما قال: ]بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّى مَعَ رسُولِ اللّهِ # إذ قالَ رَجُلٌ مِن القَوْمِ : اللّهُ اَكْبَرُ كَبِيراً، وَالْحَمْدُللّهِ كَثِيراً، وَسُبْحَانَ اللّهِ بُكْرَةً وَأصِيً، فقَالَ #: مَنِ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا و َكَذَا؟ قالَ الرَّجُلُ: أنَا يَارسُولَ اللّهِ، فقالَ: عَجِبْتُ لَهَا فُتِحَتْ لَهَا أبْوَابُ السَّمَاءِ. قَالَ ابْنُ عُمَرَ: فَمَا تَرَكْتُهُنَّ مُنْذُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ # يَقُولُ ذلِكَ[. أخرجه مسلم والترمذى والنسائى.وزاد النسائى في رواية: ]لقَدْ رَأيْتُ ابْتَدَرَهَا اثْنَا عَشَرَ مَلَكاً[ . 2. (1796)-İbnu Ömer (radyallahu anhumâ) anlatıyor: "Biz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte namaz kılarken cemaatten biri aniden:"Allahu ekber kebîrâ velhamdü lillâhi kesîrâ subhânallâhi bükraten ve asîlâ (Allah büyükte büyüktür Allah'a hamdimiz çoktur sabah akşam tesbihimiz Allah'adır!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz:"Bu sözleri kim söyledi?" diye sordu. Söyleyen adam:"Ben ey Allah'ın Rusûlü" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesellâm) efendimiz:""O sözler hoşuma gitti. Sema kapıları onlara açıldı" buyurdu. İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) der ki: "Söylediği günden beri o zikri okumayı hiç terketmedim." [Müslim Mesâcid 150 (601); Tirmizî Daavât 137 (3586); Nesâî İftitâh 8 (2 125).]Nesâî bir rivâyette şu ziyâdede bulunmuştur: "On iki adet meleğin bu sözleri (yükseltmek üzere) koşuştuklarını gördüm."AÇIKLAMA: 1-Hadiste beyan edilen gök kapılarının açılması o zikrin Allah indinde makbul olduğuna delildir. Çünkü duaların kıblesi sema makbul sözlerin şe'ni kabûl-i İlâhî semâsına yükselmektir. Âyette: "Güzel sözler O'na yükselir o sözleri de sâlih ameller yükseltir" buyurulmuştur (Fâtır 10)2-Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ifâdeleri bu zikrin dilden düşürülmemesine bir teşviktir. Nitekim İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) dinlediği günden itibâren bunu her fırsatta dilinden düşürmemiştir.Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan CiltNamaz DuaLarı 3 ـ3ـ وعن أنس رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]بَيْنَمَا رسولُ اللّه # يُصَلِّى إذْ جَاءَهُ رَجُلٌ قَدْ حَفَزَهُ النَّفْسُ، فَقَالَ: اللّهُ أكْبَرُ، الْحَمْدُللّهِ حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ، فَلمَّا قَضى رسولُ اللّه # الصََّةَ قالَ: أيُّكُمُ المُتَكَلِّمُ بِالْكَلِمَاتِ؟ فَأرَمَّ الْقَوْمُ، فقَالَ: إنَّهُ لَمْ يَقُلْ بأساً، فقَالَ الرَّجُلُ: أنَا يَارَسُولَ اللّهِ، قالَ: لَقَدْ رَأيْتُ اثْنَىْ عَشَرَ مَلَكاً يَبْتَدِرُونَهَا أيُّهُمْ يَرْفَعُهَا[. أخرجه مسلم وأبو داود والنسائى.»حَفْزَهُ النَّفَسُ« أى تتابع بشدة كأنه يحفز صاحبه: أى يدفعه.»وَأرَمَّ الْقَوْمُ« أطرقوا سكوتاً . 3. (1797)- Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaz kılarken nefes nefese bir adam geldi ve:"Allahu ekber Elhamdü lillâhi hamden kesîran tayyiben mubâreken fîhi. (Allah büyüktür çok temiz ve mübârek hamdler Allah'adır!)" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazı bitirince:"Şu kelimeleri hanginiz söyledi?" diye sordu. Cemaat bir müddet sessiz kaldı Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "(Kim söylediyse çekinmesin benim desin) Zîra fena bir şey söylemiş değil)" dedi. Bunun üzerine adam:"Ben ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da:"Ben on iki melek gördüm. Her biri bu kelimeleri (Allah'ın huzuruna) kendisi yükseltmek için koşuşmuşlardı." [Müslim Mesâcid 149 (600); Ebû Dâvud Salât 121 (763): Nesâî İftitâh 19 (2 132 133).]Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17Namaz DuaLarı 4 ـ4ـ وعن جابر رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كَانَ رَسولُ اللّهِ # إذَا اسْتَفْتَحَ الصََّةَ كَبَّرَ، ثُمَّ قال: إنَّ صََتِى وَنُسُكِى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِى للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ َ شَرِيكَ لَهُ، وبِذلِكَ أُمِرْتُ وَأنَا أوَّلُ المُسْلِمِينَ. اللَّهُمَّ اهْدِنِى ‘حْسَنِ ا‘عْمَالِ وَأحْسَنِ ا‘خَْقِ، َ يَهْدِى ‘حْسَنِهَا إَّ أنْتَ، وَقِنِى سَىِّئَ ا‘عْمَالِ، وَسَيِّئَ ا‘خَْقِ َ يَقِى سَيِّئَهَا إَّ أنْتَ[. أخرجه النسائى . Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza başlarken tekbir getirir sonra (bazan) şunu okurdu: "İnne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi Rabbi'l-âlemîn. Lâ şerîke lehu ve bizâlike ümirtü ve ene evvelü'lmüslimîn. Allahümmehdinî li-ahseni'l a'mâli ve ahseni'l-ahlâki. Lâ yehdî li-ahsenihâ illâ ente. Ve kınî seyyie'l-a'mâl ve seyyie'l-ahlâk. Lâ yakî seyyiehâ illâ ente. (Namazım ibâdetim hayatım ve ölümüm âlemlerin şeriksiz Rabbi Allah içindir. Ben bununla emrolundum. Ben bu emre teslim olanların ilkiyim. Ey Allah'ım beni amellerin ve ahlâkın en iyisine sevket. Bunların en iyisine senden başka sevkeden yoktur. Beni kötü amellerden ve kötü ahlâktan koru bunların kötülerinden ancak sen korursun." [Nesâî İftitâh 16 (2 129).]Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17Namaz DuaLarı 5 ـ5ـ وعن محمد بن مسلمة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ ]أنَّ النَّبىَّ # كانَ إذَا قامَ يُصَلِّى تَطَوُّعاً قالَ: اللّهُ أكْبَرُ وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذِى فَطَرَ السَّموَاتِ وَا‘رْضَ حَنِيفاً مُسْلِماً ومَا أنَا مِنَ المُشْرِكِينَ، وَذَكَرَ مِثْلَ حَدِيثِ جَابِرٍ، ثُمَّ قالَ: اللَّهُمَّ أنْتَ المَلِكُ َ إلهَ إَّ أنْتَ، سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ، ثُمَّ يَقْرأُ[. أخرجه النسائى . Muhammed İbnu Mesleme (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) nâfile namaz kılmak için kalktığı vakit (bazan) şunu okurdu:"Allahu ekber veccehtü vechiye li'llezî fatara's-Semâvâti ve'l-arza hanîfen müslimen ve mâ ene mine'lmüşrikîn... (Allah büyüktür. Yüzümü Hanîf ve Müslüman olarak semâvat ve arzı yaratan Allah'a yönelttim. Ben müşriklerden değilim)..."(1)Devamını Hz. Câbir (radıyallâhu anh)'in rivâyetinde olduğu şekilde zikretti. Sonra şunu okudu:"Allahümme ente'l-Meliku. Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke ve bihamdike [Allahım (kâinatın gerçek) Meliki sensin. Senden başka ilah yoktur. Seni hamdinle takdîs ederim)." Sonra kıraata geçti." [Nesâî İftitâh 17 (2 131).]Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17Namaz DuaLarı 6 ـ6ـ وعن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كَانَ رسولُ اللّهِ # إذا افْتَتَحَ الصََّةَ قالَ: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعالَى جَدُّكَ، وََ إلَهَ غَيْرُكَ[. أخرجه أبو داود والترمذى.والمراد »بِالْجَدِّ« في حق اللّه تعالى عظمته وجله: أى صار جدك عالياً . 6. (1800)-Hz. Aişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza (iftitah tekbiri ile) başlayınca şunu okurdu: "Subhâneke Allahümme ve bihamdike ve tebâreke'smüke ve teâlâ ceddüke ve lâ ilâhe gayruke. (Allah'ım seni her çeşit noksan sıfatlardan takdîs ederim hamdim sanadır. Senin ismin mübârek azametin yücedir senden başka ilah da yoktur)." [Tirmîzî Salat 179 (243); Ebû Dâvud Salat 122 (776); İbnu Mâce İkâmeti's-Salat 1 (804).]Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17Namaz Duaları 3-4-5-6 Kısımları için Açıklama Bu hadisler namazda tahrîme (veya iftitah tekbirin)den sonra Kur'ân kıraatine geçmeden önce istiftah duasının okunacağını ifâde ederler. Bu Ebû Hanîfe Şâfiî Ahmet İbnu Hanbel ve Cumhur'a göre müstehabtır. İmam Mâlik'e göre ise müstehab değildir. Ancak bizzat okunacak duâ husûsunda âlimler ihtilâf etmişlerdir.Ahmed İbnu Hanbel ve İmam Âzam (rahimehumallâh)'a göre son rivâyette kaydettiğimiz Sübhâneke okunmalıdır. Delilleri de Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ)'nin mezkur rivâyetidir. Bu rivâyet Ahmed İbnu Hanbel ve Müstedrek'de de rivâyet edilmiştir. Hâkim sıhhatini te'yid eder.Bu hadis bazı ilâvelerle Ebû Saîdi'l-Hudrî başta başka bir kısım sahâbilerden de rivâyet edilmiştir. Ancak Tâbiîn ve Etbauttâbiîn ulemâsı amelde çoğunlukla Hz. Âişe'nin rivâyetini esas almıştır. Mamafih Hz. Ömer ve İbnu Mes'ud'un rivâyetleri de bunun aynısıdır. Namazda onların da bunu okuduğu bilinmektedir.Bu babta yukarıda Hz. Ebû Hüreyre Hz. Câbir İbnu Abdillah Muhammed İbnu Mesleme (radıyallâhu anhüm)'den farklı dualar kaydettik. Hz. Ali'den kaydedilen bir başka rivâyet daha var.Demek ki Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) istiftah duasını farklı şekillerde okumuşlardır. Bunlardan birini sahih addedip diğerlerine bâtıl demek mümkün değildir. Hattâ İbnu Ömer (radıyallâhu anh)'in bir rivâyetine göre Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza başlayınca önce veccehtü vechiye diye başlayan duayı arkadan Sübhâneke duasını bundan sonra da İnne salâtî ve nüsükî diye başlayan duayı okur ondan sonra kıraate geçerdi.İbnu'l-Esîr'in Şerhu'l-Müsned'de kaydettiğine göre İmam Şafiî (rahimehullah) hazretleri -farz olsun nafile olsun- bütün namazlarda bu duâların hepsini baştan sona okurmuş.Hanefîlerden Ebû Yûsuf "Namazda Sübhâneke ile birlikte Veccehtu vechiye beraber okunmalıdır" demiştir. el-Muhît'de geldiğine göre veccehtü vechiye duası tekbirden önce okunmalıdır bu müstehabtır. Aksini söyleyen de olmuştur.Şâfiîlere göre imam Fatiha ile sûre arasında biraz sükut eder bu arada cemaat da Fatiha'yı okur. Şafiî hazretleri namaza başlarken imam ve cemaatin aynı istiftah duasını okuyacaklarını açıkça söylemiştir.Yine Şafiîlere göre imamın Fatiha ile sûrelerden sonra sükut etmesi cemaatin Fâtiha okumalarını te'min içindir. Hanefîler cemaat halinde imamın arkasında bir şey okumadıkları için sondaki bu sükut kıraatla rükûnun arasını ayırmaya hamledilmiştir kıraat bitince rükûya gitmekte acele etmemekten ibârettir. Kasten uzatılması mekruhtur.Yanılarak uzatılırsa farzın te'hirine sebep olduğu için secde-i sehiv gerekir.İmam Mâlik farz veya nâfile herhangi bir namazın başında ortasında ve sonunda herhangi bir duayı okumakta beis görmez.Şâfiî'nin de görüşü bu ise de istiftah duasını okumak sünnettir.Hanefîlere göre istiftah duası olarak Sübhâneke'den başka bir dua okumak câiz değildir. Bu hususta rivâyet edilen dualar farz namazların tahiyyatlarında teşehhüdden sonra namazın nihayetinde okunabilir.Nafilelerde daha müsâmahalı olan Hanefîler bu babta gelen rivâyetleri gece namazlarına hamlederler.İbnu Battâl adı geçen sükutun Medine örfünde yerleşmemiş olmasını gözönüne alarak buna Resûlullah (aleyhissalât vesselâm)'ın bazan yer verdiği hükmüne ulaşır ve terkini câiz görür.Hadiste geçen "Annem babam sana feda olsun" tâbirinin Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) hakkında kullanılması câizdir. Bazı âlimler herkes için kullanılabilir demiş ise de "câiz değildir" diyen de olmuştur. Üçüncü bir görüşe göre ise sâdece sâlihler için câizdir başkalarına söylenemez.Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17Rükû ve Secde Duaları - 1 ـ1ـ عن ابن عباس رَضِىَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قالَ رسولُ اللّهِ #: أَ، وَإنِّى نُهِيْتُ أنْ أقْرَأ القُرْآنَ رَاكِعاً وَسَاجِداً، فَأمَّا الرُّكُوعُ فَعَظّمُوا فِىهِ الربَّ، وَأمَّا السُّجُودُ فَاجْتَهِدُوا في الدُّعَاءِ، فَقَمِنٌ أنْ يُسْتَجَابَ لَكُمْ[. أخرجه مسلم وأبو داود والنسائى.ومعنى »قَمِن« جدير . İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Haberiniz olsun ben rükû ve secde hâlinde Kur'ân okumaktan men edildim. Öyleyse rükûda Rabb Teâlâ' yı tâzim edin secdede ise dua etmeye gayret edin (zîra secdede iken yaptığınız dua) icâbet edilmeye lâyıktır." [Müslim Salât 207 (479); Ebû Dâvud Salât 152 (876); Nesâî İftitâh 98 (2 189).]AÇIKLAMA: 1-Bir kısım rivâyetler rükû ve secde hâlinde Kur'ân okunmayacağını belirtirler. Şârihler bunun sebebini şöyle açıklarlar: "Rükû ve sücud halleri kulun Rabbi karşısındaki tevâzuunu ifâde etmektedir. Bu sebeple o haller zikre tahsis edilmişlerdir. Dolayısıyla aynı halde Kelâmullah ile mahlûkun sözleri eşit tutularak beraber zikredilmeleri mekruhtur.2-Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "...Ben rükû ve secde hâlinde Kur'ân okumaktan men edildim" demekle sâdece kendisine âit bir yasağı değil ümmetinin de tâbi olması gereken bir yasağı ifâde ediyor. Zîra ümmeti -nadir hasâis dışında- her hareketinde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a uymakta mükelleftir. Üstelik Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ashâbına rükû halinde Allah'ı tâzim secde halinde de dua etmeleri için emirde bulunmuştur. Böyle bir emir de sözünü ettiğimiz yasağın Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in şahsına ait olmayıp bütün ümmete şâmil olduğunu gösterir. Hülâsa rükû ve secde hâlinde Kur'ân okumak yasaklanmıştır. Rükûda tesbih secdede ise tesbih ve dua yapılır.3- Hanefîlere göre namazın bir rüknünde namaz fiilleri cinsinden bir ilâvede bulunulsa secde-i sehiv gerekir zîra vâcibin veya farzın te'hiri mevzubahistir. Şâfiîlere göre rükû ve secdelerde Fâtiha'dan başka bir sûre veya âyet okumak mekruhtur. Fakat namaz bozulmaz.4- Fatiha okumaya gelince bu hususta Şâfiîlerden iki farklı görüş rivâyet edilir: Birine göre Fâtiha ile başka sûre arasında fark yoktur. Dolayısı ile Fatiha'nın okunması da mekruhtur ancak namazın sıhhatini bozmaz. İkinci görüşe göre Fatiha'yı rükû ve secdede kasden okumak haramdır namazı bozar. Sehven okumak mekruh değildir. Ancak gerek sehven olsun ve gerekse kasden olsun Fatiha'nın okunması Şâfiî hazretlerine göre secde-i sehiv gerektirir.Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17Rükû ve Secde Duaları - 2 ـ2ـ وعن أبى هريرة رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]كانَ رسولُ اللّه # يَقُولُ في سُجُودِهِ: اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى ذَنْبِى كُلَّهُ، دِقَّهُ وَجِلَّهُ، أوَّلَهُ وَآخِرَهُ، سِرَّهُ وَعََنِيَتَهُ[. أخرجه مسلم وأبو داود . Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) hazretleri anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) secdelerinde şunları söylerdi: "Allahümmağfirlî zenbî küllehu dıkkahu ve cüllehu evvelehu ve âhirehu sırrahu ve alâniyyetehu. (Allahım! Büyükküçük birincisonuncu gizli-açık bütün günahlarımı mağfiret buyur." [Müslim Salât 216 (483); Ebû Dâvud Salât 152 (878).]Kütub-u Sitte Şerhi Prof.Dr. İbrahim Canan Cilt 16-17Rükû ve Secde Duaları - 3 ـ3ـ وعن عائشة رَضِىَ اللّهُ عَنْها قالت: ]كانَ رسولُ اللّهِ # يُكْثِرُ أنْ يَقُولَ في رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ: سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وبِحَمْدِكَ. اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِى: يَتَأوَّلُ الْقُرآنَ[. أخرجه الخمسة إ الترمذى.وفي أخرى لمسلم وأبى داود والنسائى: ]كانَ يَقُولُ في رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ: سُبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبُّ المََئِكةِ وَالرُّوحِ[.وفي أخرى لمالك والترمذى وأبى داود: ]فَقَدْتُهُ # مِنَ الْفِرَاشِ فَالْتمَسْتُهُ فَوَقَعَتْ يَدِى عَلى بَطْنِ قَدَمَيْهِ، وَهُوَ سَاجِدٌ يَقُولُ: اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَأعُوذُ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَأعُوذُ بِكَ مِنْكَ، َ أُحْصِى ثَنَاءً عَلَيْكَ أنْتَ كَمَا أثْنَيْتَ عَلى نَفْسِكَ[ . Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resullulah (aleyhissalâtu vesselâm) rükûsunda ve secdelerinde şu duayı çokca okurdu: "Sübhânekallâhümme Rabbenâ ve bihamdike Allahümmağfirlî. (Allah'ım seni takdis ve tenzih ederim. Rabbimiz! Takdisimiz hamdinledir. Ey Allahım beni mağfiret et.)" Bu duayı okumakla Kur' ân'a yani Kur'ân'ın: "Rabbini hamd ile tesbîh et" (Nasr 3) âyetine] uyuyordu." [Buhârî Ezân 123 139 Meğâzî 50 Tefsîr İzâcâe nasrullahi ve'l-Feth; Müslim Salât 217 (484); Ebû Dâvud Salât 152 (877); Nesâî İftitâh 153 (2 219).]Müslim Ebû Dâvud ve Nesâî'de gelen bir rivâyette şöyle denir: "Resûllullah (aleyhissalâtu vesselâm) rükû ve secdesinde şöyle derdi: "Subbûhun kuddûsün Rabbü'lmelâiketi ve'r-Rûhi (Münezzehsin mükaddessin meleklerin ve Ruh'un Rabbisin)".Muvatta Tirmizî ve Ebû Dâvud'un bir rivâyetinde şöyle denir: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı yatakta kaybettim ve araştırdım derken elim ayağının altına rastladı. Secdede idi ve: "Allahümme innî eûzu birızâke min sahtike ve eûzu bimuâfâtike min ukûbetike ve eûzu bike minke Lâ uhsî senâen aleyke. Ente kemâ esneyte alâ nefsike. (Allahım! Senin rızanı şefaatçi kılarak öfkenden sana sığınıyorum. Affını şefaatçi yaparak cezandan sana sığınıyorum. Senden de sana sığınıyorum. Sana layık olduğun senâyı yapamam. Sen kendini sena ettiğin gibisin)" diyordu."
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
~fOßidik^n qüLü~
![]() Üyelik tarihi: Mayıs 2009
Mesajlar: 1,371
|
Peygamber Efendimizin DualarıAÇIKLAMA: 1- Bu hadis görüldüğü üzere muhtelif kaynaklarda bazı farklılıklarla gelmiştir. Müellifimiz burada daha ziyâde rükû ve secde hâlinde okunacak duaları göstermek istediği için rivâyetteki başka unsurları imkân nisbetinde tayyedip hadîsi özetlemiştir. Mesela Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) şöyle anlatır: "Bir gece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı yatakta kaybetmiştim. Hanımlarından birinin yanına gitti zannettim. Aramaya başladım. Sonra geri döndüm. Rükû veya secdede idi: "Sübhâneke ve bi hamdike lâilahe illâ ente!" diyordu. Ben: "Annem bâbam sana kurban olsun. Ben neyin peşindeyim sen neyin peşindesin!" dedim."2- Âişe vâlidemizin kıskançlığın sevkiyle Hz. Peygember (aleyhissalâtu vesselâm)'i araması onu secde eder bulmasına ve secde sırasında okuduğu duaları zabtedip rivâyet etmesine vesîle olur. Şüphesiz secdede okunacak duaları Ashab biliyor idi. Ancak bunların farklı şekiller aldığı ortaya çıkmış olmaktadır.3- Sübbûh Allah'ın ilâha lâyık olmayan her türlü noksanlıklardan şerîkten benzerden münezzeh olması demektir. Kuddûs ise Allah'ın ilaha layık olmayan herşeyden temizlenmiş olduğunu ifade eder mübârek mânasında olduğu da söylenmiştir. Bu kelimeler sebbûh ve kaddûs şeklinde de rivâyet edilmiştir. Fasih olanı subbûh ve kuddûs şekilleridir. Bunlar bazı âlimlerce Allah'a ait isimlerdendir sıfat diyen de olmuştur.4- Hadiste geçen ruh nedir? Âlimler çoğunluk itibariyle muradın Cebrâil olduğunu söylerler. Bazıları ise "büyük bir melektir" demiştir. Ruh için "İlâhî rahmet" "meleklerin dahi göremediği başka bir mahlûk" diyenler olmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'de muhtelif âyetlerde Ruh'a temas edilir (Nahl 2 İsrâ 85 Şuara 193 Gâfir 15 Meâric 4 Nebe 38 Kadr 4). Ruh için Cumhur "Cebrâil'dir" demiştir. İhtilaflı meselelerde esas olan Cumhur'un görüşüdür.Ruh'la ilgili uzunca bir tahkiki merhum Hasan basri Çantay'ın Türkçemizdeki en kıymetli Kur'ân tercümesi olan "Kur'ân-ı Hâkim ve Meâl-i Kerîm" adlı eserinden aynen iktibas ediyoruz (cilt 3 sayfa 1137-1139)."Cumhûra göre (Cebrâil) aleyhisselâm "Celâleyn Medârik". Bütün ruhlara müvekkel olan bir melek yahud cins-i melek yahud (Cebrâil) aleyhisselâm yahud bütün meleklerden büyük olan ilâhî bir mahlûk (Beyzâvî).Bazılarına göre bir melektir ki arş müstesnâ olmak üzere Allah ondan büyük bir mahlûk yaratmamıştır.(Şah Veliyyullah-i Dehlevî) hazretleri "Huccetullah-il Bâliğa" sının "Haşir vak'alarının iç yüzlerinden bir parça" unvanlı dördüncü bâbının başında şöyle der: "Bil ki insan ruhlarının bir demir nasıl mıknatısa doğru çekilip gidiyorsa öylece müncezip olduğu (câzibesine tutulduğu) bir hazret vardır: Hazıyre-i kuds. Orası beden gömleklerinden sıyrılan ruhların -Hz. Peygamberimiz (aleyhissalâtü vasselâm)'in : "Birçok yüzleri dilleri ve lûgatleri vardır" diye anlattığı -Ruh-ı a'zam= En büyük ruh" ile olan toplantısının yeridir... (O eserin üçüncü "Mele'i a'la" babında da şöyle demiştir "Onların (ruhların) en büyüklerinin nurları toplanıp Hz. Peygamberimiz (aleyhissalâtü vasselâm)'in "Bir çok yüzleri ve dilleri var" diye anlattığı "Ruh"un yanında tedâhul ederler orada tek bir şey gibi olurlar. Ona Hazîre-i kuds denilir..." Bu sözlerde geçen "Hazret" huzur ön kat ma'nâsınadır.Diğer lâfızlarla birleştiği zaman ta'zıym (büyükleme) anlatır: "Hazreti Kün= Şânı yüce olan Kün emri kelimesi" gibi Musannıfın ve yukarıda işâret ettiğimiz vech ile ba'zı müfessirlerin mübhem olarak bahsettikleri "Ruh-ı a'zam" hakkında kısaca izahat vermeyi münâsip görüyoruz: Bu sûre-i celîlede ve éEl-kadr" sûresiyle diğer ba'zı sûrelerde zikredilen bu "Ruh" a dâir hayli söz söylenmiştir. Meselâ [İbni Mes'ud (radıyallahu anh) ] onun göklerden ve dağlardan büyük bir melek olduğunu (İbni Abbas) (radıyallahu anhüma) da yaratılışta onun meleklerin en büyüğü bulunduğunu beyan etmişlerdir.(Beyzâvî): "Yahud" kaydıyla "Bütün meleklerden büyük olan ilâhî bir mahlûk" der. (Şeyzâde) de (Cenâb-ı Alî) (radıyallahu anhümâ)'den nakledilen şu rivâyeti söyler: "Ruh bir melektir ki onun yetmişbin yüzü her yüzünde yetmişbin dili her dilinde yetmişbin lûgatı vardır. Bütün o lûgatlarla Allah-ü Teala'yı tesbîh eder. Cenab-ı Hakk her bir tesbihi başına kıyâmete kadar meleklerle birlikte uçacak bir melek yaratır. Allau Teâla arş müstesnâ olmak üzere ondan büyük bir mahlûk yaratmamıştır. Eğer o melek dilerse yadi gökle yedi yeri ve onların içinde olanların hepsini bir lokmada yutabilir."(Fahreddîn-i Râzî) de bu nakli kaydettikten sonra der ki: "Şu tafsıyl her halde Resûlullah (aleyhissalâtü vasselâm) tarafından verilmiş olmak lazımdır. Çünkü onu doğrudan doğruya (Hazreti Alî) (radıyallahu anh) bilemez. Halbuki peygamberimizin yalnız ona söyleyip de başkalarına haber vermemesi de vârid değildi." (Seyyid Şerîf) Ruh-ı a'zam"ı şöyle ta'rif etmiştir: "O zat-i ilâhiyeye rübûbiyyeti itibariyle mazhar olan insânî ruhdur ki etrafında kimse dolaşamaz. Kimse de ona aramakla kavuşamaz. Onun künhünü Allah'tan başkası bilemediği gibi o gayeye kimse de eremez. O akl-ı evveldir hakıykat-i Muhammediyye'dir. Nefs'i vaahidedir hakıykat-i esmâiyyedir. Hakkın kendi suretinde (yani hakîkat-i esmâiyyesine mazhar buyurarak) yarattığı ilk mevcuttur en büyük halîfedir nurânî cevherdir. Cevherliği zâte nurânîliği de zatın ilmine mazhardır. Cevherliği bakımından ona nefs-i vâhide nuraniliği bakımından da akl-ı evvel denilmiştir. Onun âlem-i kebîrde birçok mazharları ve akl-ı evvel kalem-i a'lâ nur nefs-i külliye levh-i mahfuz ve sâire kabîlinden isimleri olduğu gibi ehl-üllahın ve diğerlerinin ıstılahında âlem-i sağıyr olan insanda zuhûrları ve mertebeleri itibariyle de mazharları ve sır hafaa ruh kalb kelime ruu' füâd sadr akıl nefs gibi isimleri vardır". Bilhassa Sufiyyenin büyük meşâhîrinden(Abd-ül Kerîmi Ceylî) hazretlerinin "İnsân-ı kâmil"inde -ki ulemâyı şerîat ve hakikatten Balıkesirli merhum (Abd-ül Azîz Mecdî) efendi kaddesellahü sırreh tarafından kâmil bir salâhıyyetle terceme edilmiştir- bu "Ruh" hakkında çok uzun izahat vardır. Şöyle başlar: "O Suhiyye ıstılahında "Hakk-ı mahluk = Yaratılmış bir hakikat" ve "Hakikat-i Muhammediye" denilen melektir. Allah ona kendine olan bakışı gibi baktı. Onu kendi nurundan âlemi de ondan yarattı. "Emrullah" onon adlarındandır. Varlık âleminin en şereflisi ma'nevî mertebece kudretce en yükseğidir. Ondan üstün bir melek yoktur. Hakka yakın olanların ulusudur o. Hak varlık değirmenini onun üstünde döndürdü..."(Şeyh-i Ekber) "Et-tedbîrât-ül ilâhiyye fî ıslah-ı memleket-il insâniyye" sinde der ki: "... Güneş ziyâsı olduğu halde taalluk ettiği şeylerin mizâc suret ve şekillerine göre ihtilâf eder. Ruh-ı a'zam da bir fakat hükmü bulunduğu mahallere göre muhteliftir. Teaddüd ve tekessürü tedbîr ettiği cisimlere göredir ki onlar da "Cüz'îruhlar" adını alır. Gerek "Ben ona ruhumdan üfürdüm" meâlindeki âyet-i kerîmde gerek "En-Nebe" suresinin bu âyetinde gerek "Sana ruhu sorarlar ("El-İsrâ" sûresi âyet: 80) meâlindeki âyette "Ruh" lâfzının hep müfred olarak zikredilmesi bunu te'yîd eder. Bazı hadîslerde cem'i sığasıyle vârid olan ruhlardan murad cisimlerle berâber gözünüze alınan ruhlardır..."(Şah Veliyyullah-i Dehlevî) nin çok yüksek bir hadîs âlimi (Seyyid Şerîf)'in muhakkik ve zülcenâhayn bir zât-i âlî olmalarına rağmen -müfessirleri şöylece bir tarafa bırakıyorum- âciziniz bahsedilen bu "En büyük ruh" hakkında sahıyh hiçbir hadîs bulamadım. Bununla berâber benim bulamayaşım böyle bir hadîsin esâsen yok olduğunu ifade ve isbat edemeyeceği gibi söylenen o sözlerin mükâşefe mahsulü olmadığını da iddiâ etmez. Keşfen sâbit fakat rivâyeten gayr-ı sâbit addedilen hadîsler vardır ki bunlar ulemâyı hadîs ile sufiyye arasında öteden beri nizâ-ı mucib olmuştur. Aciziniz bu bahsin tedkîykını sadedden hâriç görerek yalnız bu babta söylenenlere kısaca bir işâreti kâfi görmüş bulunuyorum".5- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kulluğun en güzel ifadesi olarak günahları îtiraf edip Allah'ın öfke ceza gibi muâmelerinden Allah'ın rızasına ve affına sığınıyor. "Senden sana sığınıyorum" cümlesi ile ilgili olarak Hattâbî şu açıklamayı sunar: "Burada bir mânâ inceliği vardır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesellâm) Allah Teâla'nın öfkesinden yine O'nun rızasına azâbından affına iltica etmiştir. Bunun mânası O'na karşı yaptığı ubûdiyet ve senalarda vâki olan kusurlardan dolayı Allah'tan af dilemektir.6- "Sana layık olduğun senâyı yapamam" ifâdesi Allah'a karşı gerekli olan ubûdiyetin hakkını veremem demektir. Çünkü sena Allahın üstün vasıflarını zikretmektir. İfâdenin kelimesi kelimesine tercümesi: "Senin senanı saymakla bitiremem sen kendini nasıl sena etti isen sen öylesin" şeklinde olmalıdır.Allah Teâla Hazretleri'nin nimetleri sıfatları o kadar çoktur ki beşer kapasitesi onların tamamını idrâkten âcizdir akıl Zât-ı İlâhî'nin yüceliğini ihâtadan nâkıstır. Resûlullah (aleyhissalâtu veselâm) beşer idrâkinin Allah hakkında -en hâlis niyetle en kâmil imanla dahî olsa- ortaya koyacağı her çeşit tavsîfatın takdîratın O'nu açıklamaktan bütün çıplaklığı ile hakikat-ı İlâhiye'yi ortaya koymaktan aciz ve nâkıs kalacağını böyle ifade buyurmuştur: "Ya Rabb! Biz beşerî idrakimizle seni kavramaktan mümkün olanlar için yaratılan dilimizle İlahî şuunâtını ifadeye dökmekten âciziz ancak imanımızla yüceliğini tasdîk ediyor sen kendini nasıl sena etti isen öyle olduğunun kabul ediyoruz."7- Hadiste açıklanması gereken bir ifâde: "Bu duayı okumakla Kur' ân'a uyuyordu" diye tercüme ettiğimiz cümledir. Kelimesi kelimesine tercüme "Kur'ân'ı te'vîl ediyordu" şeklinde yapılmalıydı. İbnu Hacer bunu: "Kur'ân-ı Kerîm'in rükû ve sücudda yapılmasını emrettiği şeyi yapıyordu" diye açıklar. İlâveten der ki: "A'meş'in rivâyetinde açıklandığı üzere "Kur'ân" ile kastedilen şey bir kısmıdır o da zikredilen sûredir ve zikredilen zikirdir. İbnu's-Seken'in rivâyetinde bundan maksat فَسَبِّحْ بِحَمْدِرَبِّك "Rabbine hamd ile tesbîh et" (Nasr 4) âyetidir. Böylece bu rivâyet bu âyetteki iki ihtimalden birini tâyin etmiş olmaktadır. Zîra âyetteki "tesbîh et!" emrinden murad hamd'in kendisi olma ihtimali var zîra hamd'in tesbîh mânasını taşıması mevzubahistir. Zîra hamd mahmûd fiilleri Allah'a nisbeti iktiza ettiği için tenzîh mânâsında tesbîhtir de... Durum bu olunca "Tesbîh et!" emri ile kastedilen şeyin "hamdle mütelebbis (karışık) olarak yapılacak tesbih" olma ihtimâli de var. Bu durumda tesbih ve hamd beraberce yapılmadıkça emre uyulmuş olmaz Âyetin zâhir mânâsı da budur."
|
|
|
|
![]() |
| Etiket: dualar, efendimizin, peygamber |
| Konu seçenekleri | |
| Konu görünümü | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu başlatan | Forum | Cevaplar | Son mesaj |
| Tevbe İstiğfar Duâları | ~BaLBaDem~ | Dua Köşesi | 0 | 7.Hazir an 2009 19:25 |
| abdeSt DuaLarı | ~BaLBaDem~ | Dua Köşesi | 0 | 7.Hazir an 2009 19:21 |
| Peygamber Efendimizin Bir Günü | _AwFuL_DrEaM_ | Peygamberim Efendim s.a.s | 0 | 19. Temmuz 2008 00:15 |
| Ölümle ilgili Peygamber Efendimizin (S.A.V.)min Hadisleri | Dark_Angel | Ayet ve Hadisler | 0 | 18. Temmuz 2008 14:49 |
| Nazar duaları | Dark_Angel | Dua Köşesi | 0 | 5. Temmuz 2008 23:09 |